Yarışların efendisi: Bentley

Klasik Otomobiller | 21 Mayıs 2010 17:08
Yarışların efendisi: Bentley
920’li yıllara gelindiğinde otomobil sahipleri, hızlı araba kullanmanın verdiği hazzı keşfetmiş olacaklar ki “spor” otomobiller bu dönemde, özellikle zenginler arasında önemli bir yere sahip oldular.

Güçlü motorları ve sürücüye fazladan dönüş hızı sağlamaları sayesinde, spor arabalar aynı zamanda ilk otomobil yarışlarında da kullanılmaya başlandı.

Alfa Romeo, Bugatti, Chevrolet ve Duesenberg gibi, yarış alanlarında adları duyulan markaların arasında başka bir marka vardı ki kuruluşunun hemen ardından, üstün kalitede üretilen spor modelleriyle, piyasaya az otomobil verse de, yarışlarda büyük başarılara imza atmayı başardı. Bu marka Bentley’di…

1919-1931 arası 6 farklı modelle, motor dünyasının öncülerinden olan Bentley otomobillerin iç ve dış tasarımı, aslında yarışlarda nasıl galip geldiklerinin bir göstergesiydi. Bentley yarış otomobillerinde, sürücü yardımcısının yararlanması için tek bir çıkış kapısı vardı. Sürücünün otomobilin dışında yer alan el frenine rahatlıkla uzanabilmesi için de arabanın içinde bir delik açılmıştı.

Yarış amaçlı üretilen Bentley otomobilin, fren ve süspansiyon sistemlerine ulaşmak hiç de zor değildi; üreticiler böyle bir zorluğun yarış alanında büyük sorunlara yol açabileceğinin bilincindeydiler.

“Bu araba bir yarış arabası ve kazanmak zorunda!” sloganıyla hareket eden üreticiler, Bentley’in büyük farlarını, yarış sırasında çarparak hem farlara, dolayısıyla da araca zarar verebilecek taşlara karşı, tellerle kaplamışlardı. Otomobilin ön tarafında ise fazla yükleme için ekstra bir alan ayrılırken, karbürator donanımı da Le Mans’taki 24 saat süren araba yarışlarında birçok başarı kazanmasını destekler nitelikteydi.

Peş peşe kazanılan zaferler

1920’li yıllarda yapılan otomobil yarışları daha sonraları kendine özgü bir kural getirdi. Bu yeni kurala göre, yarışa katılacak araç mutlaka dört koltuğa sahip olmalıydı. Bentley firması, bu yeni düzenlemenin ardından, araca arka koltuklar yerleştirerek yarış alanlarında boy göstermeye devam edeceğini otomobil dünyasına duyurmuş oldu. Bu haberin, rakipleri pek de sevindirmediği tahmin edilir; nitekim 1924, 1927, 1928, 1929 ve 1930 yıllarında birbiri ardına kazanılan zaferler bu tahminleri doğrular boyuttaydı.

Peki Bentley’in sürekli zafer kazandıran gücü nereden geliyordu? Bentley’i üstün kılan hiç kuşkusuz 3, 4, 4.5, 6.5 ve 8 l’lik süper motorlarıydı. 4.5 l’lik motoru sayesinde Bentley, saatte 200 km. hıza ulaşabilecek kapasitedeydi.

Dünyanın en hızlı kamyonu

Çabuk açılabilen yakıt kapağı ve gürültüsüyle dikkati çeken geniş ağızlı egzosuyla, Bentley bir yarış pilotunun tatminini sağlayabilecek bir yapıdaydı. Estetik açıdan bakıldığında ise aynı durum pek de söz konusu değildi. Bu konu hakkında İtalyan otomobil tasarımcısı Ettore Bugatti’nin yorumu aslında genel kanaati de özetliyor: “Bunlar, dünyanın en hızlı kamyonlarıdır.”

Fazla yüklemeli motoru ya da “üfleyici”si sayesinde Bentley otomobillerde fazladan yakıt verilerek motorun gücünün artırılması hesaplanmıştı; yarış sonuçlarına bakıldığında ise bu hesapların hatasız olduğu görülmekteydi.

Dış tasarımı güzelleştirmese de, motor kapağının yerinden fırlamasını önleyen deri kayışlar yine arabanın yarışlarda üstün gelmesi fikrine uygun bir şekilde yerleştirilmişlerdi. Hız tutkunlarının ve özellikle de yarış severlerin gözdesi Bentley, tasarıma önem vermeyen, pratikte yarış alanında bütün çarklarının birbiriyle uyum içinde olduğu, bir başka deyişle “bir saat gibi tıkır tıkır işleyen” klasik bir araçtı...